Haki Karer PKK kaynaklarında “Partinin ilk şehidi” olarak geçer.
1950 yılında Ordu’nun Ulubey ilçesinde dünyaya gelen Haki Karer, kardeşi Baki Karer ile birlikte PKK’nin ilk kurucu kadrosunda yer alıyordu. 18 Mayıs 1977’de Antep’te esrarı hala çözülememiş bir şekilde silahla vuruldu, olayda yaralandı ve sonrasında da hayatını kaybetti.
Haki Karer’in ölümü tam bir netliğe kavuşamadığı için bu ölüm üzerinden spekülasyonlar hâlâ yapılmaya devam ediliyor.
Haki Karer’in vurulduğu günlerde Antep’te olan Habip Özdemir’e telefon açarak kendisine bildiklerini sordum.
-Habib Abi, önce bize kısaca kendinden bahseder misin? Nerde, kaç yılında doğdun, PKK ile ilk nasıl temas kurdun?
2 Şubat 1958 yılında Mardin’e bağlı Savur kazasının Dengıza (Serenli) Köyü’nde doğdum.
1970’li yılların başında sol düşüncenin yanında Kımıl Dergisi’ni okuyup Kürtçü oldum. 1976 yılında Antep’te Apo’nun Emeğin Birliği lideri ile olan tartışmasına şahit oldum ve bu haraketi tanıdım. Haki ve Terzi Ali, Gözlüklü Ali ve diğer arkadaşlarla kaynaştık. Haki’nın ölümünden sonra Cemil geldi. Cemil’i de çok sevdim. 1979’un baharında Apo ve Mazlum’un yüzüne karşı Mardin – Kızıltepe’de tavır koyarak ayrıldım. Sonradan Ferhat Kurtay ile Hayri Durmuş’un ve Amed zindanında 1984 tek tip elbise direnişinden sonra hücreden beni koğuşa verdikten sonra o zamanki bazı üst düzey isimler, “Parti sana haksızlık yapmıştır, aramıza dönmeni istiyoruz” teklifini kabul etmedim. Hiç taviz vermeyen bir yurtsever olarak yaşamıma devam ediyorum.
-Habip Abi, Haki meselesine geçmek istiyorum. Bildiğim kadarıyla Haki’nin o dönemlerde Abdullah Öcalan’a bazı eleştirileri varmış. Neydi o eleştiriler, hatırlıyor musunuz?
-Evet, Ankara’dan bir türlü ayrılmayan Apo’ya üç noktada eleştirisi var. Bir mektup yazıp bu eleştirilerini Ankara’ya gönderiyor. Öcalan mektubu açtığında yanında Haki’nin kardeşi Baki Karer de vardır. Şunlar söyleniyor mektupta:
1- Alınan karar gereği Kürdistan’a gidip çalışmaya başlayacaktık, hâlâ Ankara’da ne bekliyorsun?
2- Kesire Yıldırım ile Arabanlı İsmet, (Başpınar Köyü nüfusuna kayıtlı İsmet Kılıç) ile senin dahil olduğun Kesire ilişkisi nedir?
3- Pilot Necati için herkes ajan diyor, bu ajanın içimizde ne işi var?
Bu mektubun doğruluğunu Baki Karer’e sordum. Baki “Mektup Ankara’da komün evinde benim de olduğum ortamda okundu. Mektubun içeriği böyle idi” dedi.
-Pekii Baki Karer’e sordunuz mu, o mektuba ne oldu?
-Baki şu cevabı verdi, “Mektup komin evinde kalmasın diye aldı götürdü. İmha mı etti arşivde mi duruyor bilmiyorum” dedi.
Bu arada Apo’nun sık sık Ankara’ya gidişi daha sonra ortaya çıktı ki Ergenekoncu- Ankara Siyasal Bilgilerden Prof. Türkkaya Ataöv’e gidip sürekli brifing veriyormuş. Ondan talimatlar alıp dönüyormuş.
-Anladım. Pekii Haki’nin vurulmasına gelelim. Olay nasıl olmuş?
Haki, Bozan Aslan ve Mehmet Uzun birlikteler. Sterka Sor ( 5 Parçacılar ) ile tartışmak için randevuları var. İçlerinden biri “Emanetsiz gitmeyelim” diyor. Bunun üzerine Mehmet Uzun Antep Karşıyaka’daki komün evinden emanet almak için gidiyor. Karşıyaka-Düztepe semti arası yaklaşık 6 km var. Para yok ki taksiye binip gidip gelsin. Haki ile Bozan randevu saati geldiği için Mehmet Uzun’u beklemeden randevulaştıkları yere gidiyorlar. Randevu yeri Alaattin Kapan’ın (5 Parçacıların lideri) köylülerinin çalıştırdığı bir kahve.
Tartışmanın hemen başında kavgaya tutuşuyorlar. Haki, Alaattin Kapan’ı altına alıyor. Alaattin alttan Haki’nin bacağına bir sefer sıkıyor. Haki 7.65 mm tek kurşunla bacağından yaralanıyor. Alaattin ayağa kalkınca Bozan ona saldırıyor. Bu arada arkadan Bozan’ın kafasına sandalye ile vuruyorlar. Bozan sendeliyor, bu arada Alaattin kaçıyor. Akabinde Bozan Haki’yi tedavi için Özel Yılmazer Hastanesi’ne kaldırıyor. Mehmet Uzun emaneti alıp geldiğinde olay bitmiş. Hastaneye gidiyor. Hastane sahibi aynı zamanda başhekim olan Yılmazer ilk müdahaleyi yapıyor. Kan kaybı önleniyor, masraf olmasın diye serum takılıp devlet hastanesine nakil ediliyor.
Okulum hastaneye yakın idi. Makina Teknikerlik okulunda okuyordum. Olayı duyar duymaz hastaneye gittim. Hastane önünde Mehmet Uzun ile karşılaştım. (Haki’nin ölümünden 1 yıl sonra Antepteki arkadaşları ile birlikte yaptıkları eleştiri yüzünden infaz edildi).
Mehmet “Kimse hastane önüne gelmesin, polis uyanmasın. Haki’nın ölüm riski yok, serumu bağlı, odada dinleniyor” dedi.
Ertesi sabah okula geldiğimde Haki’nın öldüğünü söylediler. Hastaneye gittim, biz hastane önündeki karşı kaldırımda beklerken Haki’nin naaşı için, Emeğin Birliği’nden bir arkadaş yanımıza gelerek , “Biz de cenazeye katılacaktık. Ama polisler içerde çok büyük bir hazırlık yapıyorlar. Herhalde katliam yapacaklar, onun için biz cenazeye katılmaktan vazgeçtik ” deyip yanımızdan ayrıldıktan kısa bir süre sonra, (10 kişi ancak vardık) bize korkunç bir saldırı başlattılar. Eğer biz bir mantar bile patlatsaydık katliam yapacaklardı. Hiç bir şey yapmadığımız halde plastik mermi sıkarak bize saldırıya başladılar. Plastik merminin tadını ilk o zaman tattım.
-Haki’nin yarası çok ağır değilmiş yani!
Haki bacağından aldığı 7.65’lik tek mermi ile kan kaybı önlenip serum bağlanıp tedavi altına alınmışken ölmesi mucize. Haki infaz edildi.
Haki’ye ilk müdahaleyi yapan Özel Yılmazer Hastanesi’nin sahibi ( Emin değilim Hasan Yılmazer olabilir) yerel basına şöyle bir açıklama yaptı: “Haki Karer’in aldığı kurşun yarasından ölmesi mümkün değildi. İlk müdahaleyi ben yaptım. ” diye açıklama yaptıktan kısa bir süre sonra öldürüldü. Faili meçhul kaldı.
Bozan Aslan Haki’yı Düztepe’deki yara aldığı kahveden Yılmazer Hastanesi’ne kaldırdığı zaman hastanede göz altına alınıp tutuklanıyor. Çünkü Bozan 1976 yılında Düztepe semtindeki İlhan ile Memo’nun çatışarak şahadete ulaştıkları olayda Bozan iki devrimciyi kurtarmak için halkı asker ve polise karşı kışkırtmaktan tutuklanmış, serbest bırakılmıştı. Mimli olduğu için Haki’yi hastaneye getirdiği için tutuklanıyor. Haki’nin infazından sonra Antep sorumluluğuna gelen Cemil Bayık Bozanla görüşmek istiyor. Bozan, Cemil ile görüşmeyi kabul etmiyor. “Ben Baki Karer’den başka kimse ile görüşmem” demiş. Bunun üzerine Baki Ağrı’dan Antep’e gelip Bozan ile görüşüyor.
Ben bu durumu bildiğim için birkaç sene önce bu görüşmeyi Baki Karer’e sordum. Görüsmeyi doğruladı ama tatmin olacağım bir cevap alamadım. Yalnız Kesire ile ilgili bazı şüpheli şeyler söyledi o kadar.
– Ne dedi Kesire ile ilgili?
-Kesire’ nin Ağrı’da kesinlikle bilmesi imkansız bir telefon üzerinden kendisine ulaşması ve kayda değer olmayan birkaç şey daha…
–Bir de Mehmet Uzun’dan ve diğer arkadaşlarından bize bahsedin. Onlara ne oldu?
Haraketi koruma biriminin merkezi Antep’te idi, Apo Antep’te olduğu için. Bu birimin sorumlusu Apo tarafından atanan Mehmet Uzun’dur. Mehmet Uzun haraketi koruma biriminin sorumlusu aynı zamanda Apo’nun yakın korumasıdır. Bu seçkin birimde Ali Erek (Cin Ali), Ali Yaylacık (Balta), Bozan Aslan, Ahmet ballı vardı. Mehmet Uzun, Apo ile çıktıkları seyahatte karakol tarafından yakalanıyorlar, hem silah var hem de döküman. Apo karakol komutanına bir telefon numarası ile onu tanımlayan sayılardan oluşan rakamlar veriyor. Karakol komutanı uzun uğraşlar sonucu verilen telefona ulaşıyor. Aldığı talimat gereği ne silaha ne de dökümanlara dokunmadan onları serbest bırakıyor. Mehmet Uzun Antep’e döndüğünde yakın arkadaşları Ali Erek ile Ali Yaylacık’a anlatıyor. Apo’nun ajan olduğuna karar veriyorlar. Antep’te sorumlu olan Cemil Bayık ile yardımcısı Ali Çetiner’i pasiflikle, Apo’yu da Pilot Necati ile sıkı fıkı ilişkisini, bu ilişkinin temelini soruyorlar. Ayrıca yanına hiç kimseyi almadan her ay Ankara’ya neden gidiyor, onu açıklasın diyorlar. Bu durum ile ilgili Karşıyakadaki komün evindeki toplantıda eleştiri getiren arkadaşlar oldu. Apo, Şahin Dönmez, Ali Erek, ben de varım. Toplantı başladı. Bir ilke şahit oldum. Apo’nun hazır olduğu ortamda Şahin Dönmez konuşmaya başladı. Sohbetin bir yerinde Apo Mehmet Uzun’u kast ederek “Onun ajan olduğunu altı ay önce biliyordum” deyip Şahin Dönmez’in konuşmasını böldü.
Ali Erek tekrar Apo’ya sordu: “Ne zamandan beri Mehmet Uzun’un ajan olduğunu biliyordun?”
Apo “Altı ay önce” diye cevap verdi.
Ali tekrar aynı soruyu sorunca Apo “ Cin, ben altı ay önce diyorum sen papağan gibi ne zaman ne zaman diye soruyorsun!”
Ali, “Sen altı ay önce ajan olduğunu bildiğin birini bir ay önce benim de içinde yer aldığım seçkin askeri birimin başına sorumlu olarak hangi mantıkla atadın? Bu ajan bu seçkin askeri birimi imha ettirir diye hiç düşünmedin mi?” deyince, Apo, “Sus Cin, daha fazla konuşma, her şeyi senden bilirim!” diye tehdit etti. Bu şekilde toplantı sona erdi.
Mehmet Uzun, Apo’nun ajan olduğunu tesbit etmişti. Apo olayı ters yüz edip Mehmet Uzun’un ajan olduğu suçlamasını yaptı. Birkaç ay sonra da Tuzluçayır’da infaz ettirdi.
Ali Erek Amed zindanında ölüm orucu sırasında midesi delindi. Esat Oktay’ın “Teslim ol, seni tedavi ettireyim” teklifini kabul etmedi. Hücresinde inleye inleye öldü. Ali Yaylacık, Bozan Aslan, Ahmet Ballı Apo’nun verdiği emir ile infaz edildiler.
-Haki ile özel sohbetleriniz oldu mu? Nasıl bir devrimciydi? Aklınızda kalan bir iki şeyi sorsam?
Haki “Ben Laziztan devrimcisiyim. Şu andaki şartlar gereği Kürdistan’da mücadele yürütüyorum. Şartlar oluştuğu zaman ülkem olan Laziztan’a gidip bağımsızlık mücadelesine başlayacağım.” demişti.
Bir keresinde Haki, “Ben enternasyonalist devrimciyim” deyince. Dedim ki, “Ya hu Haki Abi bu kelimeyi nasıl ezberleyeceğım, nedir bu enternasyonalist devrimci?” diye sorunca; “Ben Lazistan Devrimcisiyim, şu anda Kürdistan’da mücadele ettiğim için bu tabir ile adlandırılıyorum” dedi.
Haki’nin ölüm afişine enternasyonalist devrimci yazılıp o şekilde duvarlara asıldı.
-Bugünden bakınca değerlendirmeniz nedir? Haki’yi kim, niçin öldürdü?
– Pilot-Apo ilişkisinini sorguladığı için, ayrıca denetim altında olmayan bir başka “bölücü örgüt” kuracağı için( Laziztan Devleti ), Apo’yu vitrine koyan “Türkiye Cumhuriyetini Koruma ve Kollama” oluşumu tarafından infaz, edilmiştir. Haki’den sonra Baki ve Kemal Pir’le uğraşmaya başladılar. Belli oranda da başarılı oldular. Türkiye cumhuriyetini koruma ve kollama oluşumu süreç içinde tasfiyeler yolu ile gönüllü birlik yerine bugünkü korkuya dayalı sistemi kurdu.
-Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim, sağ olun.
-Ben teşekkür ederim, size başarılar dilerim.
